Sağlıkla Zayıflama, Yiyerek Zayıflama, Diyet Çeşitleri, Sağlıklı Yaşam Linkleri, Diyet Programları, Egzersiz Programları ve Beslenme Hakkında Bilgiler ve Linkler

kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2010 Salı

Gizli Tehlike: Yapay Tatlandırıcılar

Rafine şeker ve şekerli içecekler diyetlerin ve Diyabet hastalığının bir numaralı yasağı olduğu için, şekerden vazgeçemeyenlerin bir numaralı tercihi diyet ürünler oluyor. Şekersiz diyet ürünler "0" şeker sloganı ve yapay tatlandırıcılarla hayatımızın her köşesine girdi. Sakızlar, sodalar, diyet dondurmalar, diyet tatlılar ve daha bir çok diyet ürün aspartamlı içeriğiyle market raflarında ve mutfaklarımızda bulunuyor. 

Peki Aspartam Nedir? Aspartam, kimyasal formülü aspartil-fenilalanin-1-metil ester olan bir tatlandırıcıdır. Kimyasal olarak aspartat ve fenil alanin aminoasitlerinden oluşmuş bir dipeptidin metil esteridir. Çay şekerinden 180 kat daha tatlıdır.(http://tr.wikipedia.org/wiki/Aspartam)

Aspartam ve Diğer Yapay Tatlandırıcılar Diyetimizi ve Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Aspartamın insan sağlığına etkileri üzerine tartışmalar sürüyor. Kesin olarak kanıtlanmış bulgulardan biri  Fenilketonüri hastalarının fenilanini metabolize edemedikleri için bu amino asitten fazla almamaları gerektiğidir. Bu hastalar fenilalanin adlı amino asidi sindiremedikleri için kanda ve diğer vücut sıvılarında biriken fenilalanin ve artıkları, beynini harab eder ve ileri derecede zeka özrüne, ve sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Doğumu takiben yapılan taramalarda tespit edilebilen bu hastalık erken teşhis ve fenilanin içermeyen beslenme ile tedavi edilebilmektedir. Aspartam, Fenilketonüri adlı genetik bozuklukla birlikte beyin hasarına yol açabildiği için özellikle Amerika'da Aspartam içeren ürünlerin uyarı etiketiyle birlikte satılması zorunlu. 

Fenilketonüri dışında, aspartam tüketiminin MS hastalığına benzer belirtiler gösteren Metanol zehirlenmesine neden olabildiği ve sistemik lupus adı verilen hastalığın da benzer şekilde tetiklendiği hakkında çeşitli görüşler ve araştırmalar bulunmakta. Bu konuda inceleyebileceğiniz Türkçe makaleler için birkaç link paylaşmak istiyorum.


Daily Mail gazetesinde yer alan bir habere göre, yapay tatlandırıcılar vücuda girdiğinde şekere benzer şekilde davranarak, bağırsaktaki glokoz emilimini gerçekleştiren sensörleri harekete geçiriyorlar. Sonuç olarak da vücut extra şeker işleyerek(aşırı insülin salınımı) kalori alıyor. Bu zaman içerisinde kilo kaybından çok kilo alımına neden oluyor. Araştırmacı Prof.Soraya Shirazi-Beeche, "Eğer birisi kilo vermek istiyorsa, yapay tatlandırıcıların yardımcı olacağını düşünmüyorum. Benim önerim doğal besinler almak ama bunları daha az tüketmek" diyor. (Makalenin tamamını ingilizce olarak  http://www.dailymail.co.uk/health/article-1210838/On-diet-Then-away-sweeteners-help-pile-pounds.html adresinden okuyabilirsiniz.)

19 Temmuz 2010 tarihli New York Times gazetesinde Anahad O'connor'ın haberine göre,  Şekersiz etiketli gıdaların kandaki şeker düzeyine etkisi olmadığına dair genel görüşe rağmen bu tip gıdalar bazen kan şekeri üzerinde etkili olabiliyorlar.

(...)Birçok yapay tatlandırıcı - örneğin, sakarin, aspartam ve sukraloz - şekerin tatlılığını kalorisiz olarak sunar. Karbonhidrat içermezler ve kan şekerine etkileri yoktur. Ama bu tatlandırıcılar bazen "şekersiz" ürünlerde şeker alkolü(polyoller:sorbitol, maltitol ve xylitol) olarak adlandırılan bir başka şeker ikamesiyle birlikte görünür.(...)Polyoller gerçek şekerden daha az kalori sağlamakla birlikte, kan şekerinizi yavaşça yükseltebilir.(makalenin tamamı için http://www.nytimes.com/2010/07/20/health/20real.html?_r=1&scp=3&sq=aspartame&st=cse)
 
Tahmin edeceğiniz üzere kan şekerinin yükselmesi insülin salgılanmasına yol açacağı ve ardından düşen kan şekeri nedeniyle açlık hissedebileceğimiz gerçeğinin yanısıra, kalorisi olmayan bir besin tüketmemize rağmen kan şekerinin oynaması nedeniyle insülin salgılamasını takiben sindirimin depolama için harekete geçmesi sonucu ilave enerji depolamamıza neden olacaktır.

 Sonuç olarak, aspartam, sorbitol, maltitol and xylitol, sakarin gibi tatlandırıcıların tamamen masum olduğunu söylemek mümkün değil. Şekerden vazgeçemediğimiz için yapay tatlandırıcı kullanmaktansa, şekerli ve gazlı içeceklerden uzaklaşmak ve günlük şeker tüketimimizi yavaş yavaş azaltmak kilo verebilmek ve sağlıklı beslenmek için daha mantıklı bir seçenek gibi görünüyor.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Diyet Ve Glisemik İndeks

Kısa sürede hızla kilo verilen diyet programları, beslenme alışkanlıklarını düzene sokma amacından uzaktır. Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinilmeden verilen kilolar, diyetin bırakılması ve diyetin bittiği günle birlikte eski alışkanlıklara geri dönülmesi demektir. Bu boşa giden emekler ve sağlık problemlerine açık bırakılmış kapılar anlamına gelir. Sağlıklı bir diyet programının 3 günde 5 kilo verin türü şok diyetleri reddettiğini asla unutmamalıyız. Amacımız haftada maksimum 1-1,5 kilo olmalıdır.

Diyet programlarında en fazla karşılaşılan sorunlardan biri açlık hissinin bastırılamaması nedeniyle diyetin ilk haftadan bırakılmasıdır. Bu sorunun aşılması için kullanılabilecek yöntemlerden biri diyet programında glisemik indekse dikkat edilmesidir.

Kilo vermek için günlük alınan kalori miktarının azaltılması kadar, öğünlerde glisemik indeksi düşük gıdalara ağırlık verilmesi de önemlidir.

Glisemik indeks, kısaca karbonhidratların kandaki glukoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemi olarak tanımlanabilir. Her besin içeriğindeki karbonhidrat yapısının özelliklerine göre kan şekerinin yükselmesini farklı şekilde etkiler. Bu bilgiyi diyetimize uygularsak ne sonuç elde ederiz derseniz cevabı şu olacaktır: glisemik indeksi düşük besinler, açlık hissinin tekrar ortaya çıkma süresini uzatır, daha uzun süre tok hissedersiniz.

Glisemik indeksi yüksek besinler tüketildiğinde kan şekeri hızla yükselir ve pankreas tarafından yükselen kan şekerini normal seviyeye indirmek için insülin salgılanır. İnsülin, hızla yükselen kan şekeri seviyesini düşerecek ve ihtiyacımız olan enerjiyi almış olmamıza rağmen kan şekerinin hızlı değişimi nedeniyle kısa süre içerisinde açlık hissi ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla diyet yapılırken glisemik indekse dikkat edilirse, ilk haftadan doymuyorum, açıkıyorum diye vazgeçmenin önüne geçilebilir.

Glisemik İndeks ve zayıflama üzerine hazırlanmış en ayrıntılı çalışmalardan biri Michel Montignac'ın Yedikçe Zayıfla ve İnce Kal kitabıdır. Bu kitapta glisemik indeks temeline kurulmuş iki aşamalı bir diyet programının yanısıra sağlıklı beslenmenin püf noktaları, kolestrol, şeker, egzersiz, çocukların beslenmesi, yemek tarifleri, vejeteryanlara özel tavsiyeler gibi önemli bölümler yer alıyor.

Kısaca üzerinden geçmek gerekirse, Montignac'a göre özellikle ideal kiloya gelene kadar uygulanması gereken 1.aşamada işlenmiş şeker yani beyaz şeker ve şeker içeren gıdaları yasaklıyor. Bu aşamada tatlı yemek (kuru meyve ve taze meyve dışında) yasak. Bu sayede organizma ihtiyacı olan enerjiyi diğer besinlerden ve depo yağlardan kullanacaktır. 

Montignac diyetinde 1.aşama'da tam ekmek, entegral ekmek, rafine edilmemiş unla yapılmış ekmek önerilirken beyaz ekmek az miktarda ve sadece kahvaltıda serbest bırakılıyor. 

Yasaklara gelince, patates, pişmiş havuç, mısır, pirinç, kafein(insülin salgısını artırması nedeniyle özellikle filtre kahve yasak, espresso ya da kafeinsiz kahve serbest), şekerli ve gazlı hazır içecekler, yağlı süt, alkol, kızartma, muz, kestane, bal, şarküteri(salam, sosis, füme et vb), balkabağı, erişte, şalgam, ketçap, mayonez, nişasta gibi kan şekerini hızla yükselten, gilisemik indeksi ve saf glusid oranları yüksek besinler ideal kiloya gelene kadar yani 1.aşama boyunca yasak.

1.aşama boyunca, yarım yağlı beyaz peynir, yağsız süt, yağsız yoğurt, tam ekmek, baklagiller, fruktozlu reçeller, şekersiz kompostolar, pişmiş meyveli şekersiz tatlılar(fruktozlu), esmer pirinç, makarna ve yukarıdaki yasak listesinin dışında kalan meyveler ve diğer herşey serbest.

Montignac diyetinin özellikle 1.aşamasındaki önerileri düşük kalorili bir diyet yaparken hazırladığımız menülerde kullanabilirsek kan şekerimizdeki ani hareketlenmeleri engelleyebileceğimiz için öğün aralarında ani açlık hissinin oluşmasının önüne geçebiliriz. Örneğin ızgara et yanında alacağımız haşlanmış ya da az yağda sotelenmiş garnitür sebzeleri hazırlarken havuç ve patates yerine kabak, brokoli ve pırasa kullanırsak hem lif açısından zengin hem de glisemik indeksi düşük bir seçim yaptığımız için tekrar acıkmak için aradan geçecek olan süre daha uzun olacaktır. Böylelikle düşük kalorili diyetimize alışmamız ve kilo vermemiz de daha hızlı olabilecektir. Deneyin faydasını göreceksiniz.

Kaynaklar: Yedikçe Zayıfla ve İnce Kal - Michel Montignac, http://tr.wikipedia.org/wiki/Glisemik_indeks

Glisemik İndeks Hakkında Okunabilecek Kitaplar, Web sayfaları ve Online Makaleler

Kitap:
Yedikçe Zayıfla ve İnce Kal - Michel Montignac

Web Sayfaları
http://www.diyetvediyetisyen.com/icerik_diyetisyen.asp?konu=beslenme&id=529
Glisemik İndeks - Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan

http://www.genbilim.com/content/view/7234/33/
Glisemik İndeks Nedir? - Dr.Selim Komar


http://www.glycemicindex.com/
Home of Glycemicindex